balık çiftliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balık çiftliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2015 Salı

Balık çiftliği teşviği

Balık çiftliği teşviği


Bir balık çiftliği kurmak için nelere gerek olduğunu be balık çiftliği maliyetinin ne olduğuna buradaki yazımız da değinmiştik. Eğer bu iş fikri ile ilgileniyorsanız bu yazımızı da okumanızda fayda var. Çünkü su ürünleri yetiştiriciliği için devlet desteği daha zararsız bir yatırım yapacaksınız.
Devlet su ürünleri yetiştirmek isteyenlerin “Su Ürünleri Kayıt” sistemine üye olması koşulu ile para desteği vermekte. Verilecek destekler yetiştirilecek balık türüne göre değişiklik göstermekte. Eğer alabalık yetiştirilecek ise balık başına 0.65 kg/TL destek sağlanacakken çipura ve levrek yetiştireceklere balık başına 0.85 kg/TL destek sağlanacak. 

Bunlar dışında yeni balık türleri yetiştirmek isterseniz verilecek destek balık başına 1 kg/TL olacak. Tüm bunlar hariç yetiştireceğiniz yavru balıklar içinde çeşitli destekler sunulmakta. Bu devlet teşvikleri ile hem sektörün gelişmesi sağlanıp ekonomi canlanacak hemde yeni iş imkanları doğacak. Bunun yanı sıra av balıkçılığı ile ilgilenenler de çiftlik balıkçılığına yönelecek. Özellikle av balıkçılığının bitmesi içinde ayı bir devlet desteği bulunuyor.

 Eğer ev balıkçılığını bırakacaksanız teknenizin büyüklüğüne göre devletten 10-15 bin TL arasında ek bir destek alabileceksiniz. Bu desteğin amacı günümüzde 20 bini geçmiş avcı teknelerini azaltmak. Destekler ile av balıkçılığını bırakarak farklı bir sektöre geçiş yapmaları amaçlanıyor.
Bu amaç doğrultusunda yani av balıkçılığını azaltmak için sadece teşvik sunulmuyor. Ayrıca çeşitli yeni tebliğler yayınlanıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan balık avcılığı ile ilgili tebliğ avcıları sıkıntıya soktu. Özellikle klasik deniz balıkçılığı yapanları ilgilendiren düzenlemeler sonucu bazı bölgelere av yasağı geldi. Düzenleme bununla da kalmayıp derinliği 18 metreden 24 metreye çıkardı. Balık boylarında da değişiklik yapıldı. 

Artık levrek 18′cm değil 24 cm olmak zorunda. Kalkansa 40′cm’den 45 cm’ye sinaritte ise 20 cm’den 35 cm’ye çıkarıldı.
Yeni tebliğ 20 binin üzerindeki balık teknelerinin yaklaşık yarısını etkilediği söyleniyor. Bu düzenlemenin geç çıkmasından şikayetçi olan balıkçılar yaz başından beri hazırlık yapıyordu. Tebliğin daha erken yayınlanması gerektiği belirten balıkçıların buna karşı çıkması çok doğal çünkü ekonomik sıkıntı içine girdiler.
Son Arananlar:



balık çiftliği kurmak
balık çiftliği
alabalık çiftliği kurmak
balık çiftliği kurmanın maliyeti
alabalık çiftliği maliyeti

Karides yetiştiriciliği

Karides yetiştiriciliği kazandırıyor!




Global olarak üretilen en popüler karides cinsleri Macrobrachium rosenbergii, Güney Asyalı Dev Malezya karidesidir.

Karides yetiştiriciliği 1970’lerde başlamıştır ve Amerika’da, Batı Avrupa’da ve bazı Asya ülkelerinde kısa sürede popüler olmuştur.2014 yılında çiftlik karideslerinin toplam üretimi 2,5 milyon tonun üzerine çıkmıştır ki bu 20 milyar dolara tekabül eder. Dünyadaki çiftlik karideslerinin yaklaşık %75’i Asya’da, özellikle Tayland ve Çin’de üretiliyor. Diğer %25 Brezilya, Meksika ve Ekvator gibi Latin Amerika ülkelerinde üretiliyor.


Son yıllarda Türkiye’de de popülerlik kazanmaya başlayan karides yetiştiriciliği üreticisine sayısız fırsat sunmakta. Karides; düşük rekabet, artan talep ve yüksek kar marjı sayesinde üreticelerinin yüzünü güldürüyor. Sıcak iklimler için daha uygun ve daha kazançlı bir iş olan karides yetiştiriciliğine siz de bir çiftlik açarak başlayabilirsiniz. Ya da halihazırda kendinize ait bir balık çiftliğiniz varsa karides yetiştirmeye ve kazanmaya hemen başlayabilirsiniz.

Karides yetiştriciliğine başlamadan önce

Bulunduğunuz bölgede ticari karides çiftliği işletebilmek için öncelikle yerel yetkililerle temas kurmanız ve gerekli ruhsat ve izinleri almanız gerekir. Ticari karides çiftliği işletebilmek için balık yetiştiriciliği izni almanız gerekebilir.

Karides yetiştiriciliğine başlayın

Karides çiftçiliği süreçlerine, yavru karidesleri yetişkin hale getirme ve kar etmek için karidesleri pazarlama dahildir. Sizler için yaptığımız araştırmaya göre bu oldukça karlı bir girişimdir.
Karides üretimi ve işinizin başarısı, havuzunuzun kalitesine bağlıdır. Tatlı su karidesi çiftçileri, yeni kazılmış havuzlardan genellikle iyi sonuçlar alamazlar çünkü havuzlarda yeterli gıda kaynağı yoktur. Karidesler çoğunlukla böcek larvası ve algea ile beslenirler ki bunlar havuz kazıldıktan bir sene sonra oluşurlar. Yavruları balık üretme istasyonlarının büyüme aşamasındaki karides havuzlarından almalısınız. Yavru karidesleri alacağınız ticari balık üretme istasyonlarını kolayca bulabilirsiniz.

Yer seçimi ve havuz tasarımı

Karides yetiştirilebilecek bir havuz kazmak için yer seçin. Çiftçilerin birçoğu büyük balık havuzlarına benzer havuzlar kazarlar. Büyük balık tankları ve yüzme havuzları da kullanabilirsiniz. Su depoları da kullanılabilir ancak ticari karides çiftçiliği için en iyisi doğal havuzlardır. Karidesler için tatlı su akışı gereklidir. Yeteri kadar oksijen almaları da önemlidir. Suyu tutması için toprağın durumunun çok iyi olması gerekir.
Havuz için seçtiğiniz su temiz olmalıdır, tercihen kabul edilebilir kalitede yeraltı suyu olmalıdır. Akarsular, nehirler ve su depolarından gelen akışlar kullanılabilir ancak uygun yeri seçmeden önce su kaynağınızın kalitesini değerlendirmeniz gerekir.
Karides çiftliğiniz için periyodik olarak taşan veya karideslerinizin kaçabileceği bir yer seçmediğinizden emin olun. Havuzu kazmayı düşündüğünüz yerde zararlı kimyasallar olmadığından da emin olun. Karidesler, böcek ilaçlarına ve ekinler için kullanılan kimyasallı gübrelere karşı hassastırlar. Tarımsal ilaçlar içerebilecek akıntıların olduğu yerlerden uzak durun.
Altı farklı yerden toprak örneği alın, hepsini karıştırın ve kurumaya bırakın. Toprak testi için ilgili kurumlara gönderin. Toprağınızın pH seviyesini öğrenin: toprağınız çok asidikse pH seviyesi 6.5’dan azdır ve havuzunuza kireç taşı eklemeniz gerekir.
Havuzunuzu su ile doldurduktan sonra karideslerin beslenmesini sağlayacak doğal besinlerin oluşması için doğal organik gübre ekleyin. Karideslerin beslenmek için doğal organizmalara ihtiyacı vardır. Havuzunuzdaki istenmeyen otlardan kurtulun. Sıvı gübre ile en iyi sonuçları elde edebilirsiniz.

Yavru karidesleri stoklamak

Yavru karidesleri stoklamaya başlamadan önce böceklere ve larvalara karşı havuz suyunu kontrol edin çünkü yavru karidesler bunları yiyebilir. Bu böcekleri ve larvaları yok etmek için organik yöntem kullanın. Yeraltı suyu dışında bir su kullanıyorsanız suyun içinde levrek, yeşil pervane balığı ve ayı balığı gibi diğer balık türlerinden olmadığından emin olun. Havuzun içinde balık varsa yavru karidesleri koymadan önce bu balıklardan kurtulun. Bu tür balıklar karideslere zarar verir. Yavru karidesleri havuza yavaş yavaş koyun. Sıcaklık farkına dikkat edin. Havuz suyu '' dereceye yakın olmalıdır. Genç karidesler yetişkin karideslere göre soğuğa karşı daha duyarlıdır. Her metrekareye 3 – 4  adet karides koyun. Bu en ideal sayıdır. Daha az koymanız karideslerin boyunu arttırsa bile kazancınızı düşürecektir.

Besleme

Büyüme havuzlarına konulan yavru karidesler havuzun içinde büyüyen organizmalarla doğal olarak beslenirler. Karides 5.0 gramı geçtiğinde beslemeye başlayın. Birçok ticari balık yemi karidesler için de uygundur. Karidesin büyüklüğüne göre farklı yemler kullanıldığını da belirtmekte fayda var.

17 Mayıs 2015 Pazar

Kültür Balıkçılığı ve Tıbbi Bitki Yetiştiriciliği

Gelecek Fırsatları Kültür Balıkçılığı ve Tıbbi Bitki Yetiştiriciliğinde


Fırsat çeşitliliğini görenler tercihte zorlanabilir. Geleceğin en hızlı rekabeti ‘kültür balıkçılığı’ ile ‘tıbbi bitki yetiştiriciliğinde olacak…
Yunanistan’dan neyimiz eksik?
YAKIN zamana kadar güneş ve deniz denince Türkiye’de akla sadece turizm gelirdi. Güneşin parladığı, üç tarafı denizlerle çevrili nispeten bakir kalabilmiş bir turizm ülkesi!..
Eldeki hâzinelerin sonsuz değeri anlaşılınca şimdi söylem değişti. Sabancı Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi, yakın geçmişimizin reformist bakanı Kemal Derviş, iki hafta önce CNN Türk kanalında yaptığı konuşmada genellikle maliye politikası üzerinde durdu. Satır aralarında hiç de alakası yokken ‘güneş’ ve ‘rüzgâr’ gibi iki doğal kaynağa vurgu yaptı.
Dışarıdan bakınca Türkiye’nin elindeki en önemli kozun yeniden ‘yeşil devrim’ olduğu görülüyor. Ülke vizyonu üzerine kafa yoranlar da aynı kanıda. Geoerge Friedman gibi uluslararası kâhinler bir tarafa; ufka odaklanmış tarafsız gözlemciler de aynı şeyleri söylüyor. İçerideki tablo ise farklı değil.
Sınai yatırımların heyecanı son zamanlarda doğal ve bakir kaynaklar üzerinde yoğunlaştı. Güneş ya da rüzgâr enerjisi üzerinde konuşan işadamlarımızın görüşlerini özetlemeye kalksam bu sayfalara sığmaz.
YUNANİSTAN ‘MAVİ DEVRİM’LE AYAKTA!
ilginçtir, doğal kaynaklar söz konusu olduğunda güneş ve rüzgâr enerjisi girişim gündeminin önüne geçerken yaklaşık 8 bin 400 km’lik sahil şeridine sahip denizlerimizden bahseden pek olmadı.
Neyse ki geçen hafta ‘Para Dergisi’ denizel balıkçılığın yanı sıra kültür balıkçılığı dosyasını açtı da bu konuda epey mesafe alındığını öğrendik.
Tam da bu sırada ‘kültür balıkçılığı’nı Türkiye’de kuran ve çoğu girişimciye öğreten Selçuk Yaşar’dan ilginç bir kitap aldım. İstatistiksel konulardaki yardımlarımdan dolayı bana teşekkür ediyor ve kültür balıkçılığının bir ülkenin ekonomik geleceği için ne kadar önemli olduğuna değiniyor.
Kitaba biraz göz gezdirince anlıyorum ki Yunanistan’ı batmaktan ‘mavi devrim’ kurtarmış! 70’li yıllarda ortaya çıkıp şimdi tekrar moda olan ‘yeşil devrim’in devamı ‘mavi devrim’, bizde çoğu kişinin burun kıvırdığı kültür balıkçılığıyla ilgili yeni bir kavram. Yunanlılar bunu başarıyla kendilerine mal etmiş.
REKABETİN STRATEJİK GERÇEKLERİ
Kültür balıkçılığı üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin en önemli kozu! 1985’de ilk yavru balığı Selçuk Yaşar’dan alan Yunanlılar, müthiş krize rağmen kısa zamanda nerelere gelmiş meğer. Selçuk Yaşar şöyle soruyor: “Uluslararası rekabette stratejik gerçekler var. Güçlü Türkiye ‘çipura-levrek üretiminde komşumuz Yunanistan’ın gerisinde kalabilir mi?”
Kitabın başlığı da bu zaten. Şöyle devam ediyor Yaşar: “Geçen yıl 18-21 Ekim tarihleri arasında ‘European Aquaculture Society’ tarafından Rodos’ta gerçekleştirilen ‘Mediterranean Aquaculture 2020’ toplantısına genellikle Yunanlıların açıklamaları damgasını vurmuştu.
Aradan geçen 1 yıllık sürede Yunanlılar yaşadıkları krize rağmen Türkiye’yle rekabette büyük mesafe aldılar. 2011’de 118 bin ton çipura ve levrek üretimiyle Akdeniz’de lider oldular. Ülkemiz ise ‘kıyıdan uzaklık’, ‘arkeolojik alanlara yakınlık’ gibi bürokratik engellerle uğraşmaktan çipura ve levrek üretiminde 77 bin tonlarda kaldı.”
YUNAN EKONOMİSİNİN YILDIZI
Selçuk Yaşar, Yunanlıların önemsediği stratejik bir ifadeye de yer vermiş. Yunanlıların başarısının kimilerinin iddia ettiği gibi krizin yarattığı zorunlu etkilerden değil, politikacıların birlikte hareket edip kültür balıkçılığına topluca destek vermesinden kaynaklandığını söylüyor!
Mc Kinscy’in 201 l’de hazırladığı “Greece 10 Years Ahead” başlıklı raporda şöyle söylendiğini vurgulamış: “Yunan kültür balıkçılığı, Yunan ekonomisinin büyümesinde yükselen bir yıldızdır ve ikinci sıradaki en önemli anahtar sektördür!”
Bugün krizdeki Yunanistan 1 yıl içinde kültür balıkçılığı üzerindeki müdahaleleri kaldırmakla kalmamış, Avrupa’dan sonra hızla ABD pazarlarına da açılmış. Şimdi ABD piyasasını ele geçirmek üzereler! 2013 sonunda ABD’ye ihracatları en az üçe katlanacakmış! Anlaşılan Yunanlılar kültür balıkçılığı sayesinde topyekûn krize girmekten kurtulmuşlar.
Yunanlıların ifadeleri bununla da sınırlı değil.
Şunları da not etmek lazım: Yunanistan’da 106 şirket doğrudan veya dolaylı olarak ‘kültür balıkçılığı’ alanında yer alıyor.
Böylece en az on bin kişiye iş imkânı sağlanıyor.
ÇEVRE İÇİN KONAN YASAKLAR
Ve bir başka ‘mavi devrim’ notu daha: Yunanistan organik çiftlik balığı üretiminde de liderliğe oynuyor. Özel rezervlerde sertifikalı üretime başlamışlar. Şöyle konumlandırıp övüyorlar kendilerini: “Yunanistan kendine özel kaynaklarıyla eşsiz bir ülkedir. Bu ülke nispeten küçük olmasına rağmen (131 bin 940 km2) geniş bir kıyı şeridiyle balıkçılık için adeta kutsanmış durumdadır!”
Selçuk Yaşar, Yunanistan’daki krize rağmen bu başarılar karşısında rakiplerini tebrik etmekten kendini alamamış:
“Bizde ‘kültür balıkçılığı’ için getirilen yasaklar Türkiye’nin önündeki en büyük engeldir.
Bu vesileyle çipura ve levrek sektöründe önemli atılnnlar yaparak başarılar elde eden Yunanlı girişimcileri sektörün önemine inanan bir sanayici olarak tebrik ediyorum!”
Denizel balıkçılık vahşi avlanma nedeniyle küçülüyor. Karasal hayvancılık zora girmiş durumda.
Dünya büyük bir hızla hayvansal protein açığına doğru gidiyor. Üç tarafı denizlerle çevrili balıkçılık hâzinesi bir Türkiye için hiç de yabana atılmayacak bir rekabet uyarısı bu.
Yunanistan’da arkeolojik alanlara yakın kıyıdaki balık çiftlikleri bile Yunan Hükümeti tarafından öncelikli müsaadeye mazhar oluyor. Bizdeki anlayış ise tam aksini söylüyor.
Antik Yunan kültür hâzineleri bugünkü Yunanistan topraklarında daha mı az acaba? Doğrusu ben bu soruya hak veriyorum. Bırakın hemen karşımızdaki Sakız Adası’nı, Yunan antik kültürünün yoğun olduğu Peloponnes Yarımadası’nın etrafı balık çiftlikleriyle dolu.
Önemli olan peyzaj görüntüsüne uyum sağlayabilecek kör noktaları seçebilmekte. Hatırı sayılır uzunluktaki bizim sahil şeridimizde kuş uçmaz kervan geçmez yüzlerce kayalık alan var. Hemen hepsi hiçbir işe yaramıyor. Turizme de uygun olmadığı aşikar. Buralara balık çiftliği kurmak neden yasaklanıyor anlamak mümkün değil.
Üstelik yeni geliştirilen yem teknolojisiyle çevre kirliliği de olmayacak. Yemler suda asılı duruyor, tamamına yakını sindiriliyor. Denizlerimize boca edilen tonlarca ton evsel ve endüstriyel atığa karşı masum çiftliklerin denizi kirlettiği iddiası biraz havada kalmıyor mu? (Tıbbi bitkiler konusuna gelecek hafta değineceğim.)
Nur Demirok / Para Dergisi

Organik Balık Yetiştirmek

Çiftliklerde Organik Balık Yetiştirmek

Balığın organiği çiftlikte yetişir!
Bugüne kadar çiftlik balıkçılığı için çok şey söylenip yazıldı. Bugün artık biliniyor ki yeni teknolojiyle yemler sucul ortamda süspansiyon halinde (asılı şekilde ) kalıyor, dibe çökmüyor. Yemlerin neredeyse tamamına yakın bölümü sindiriliyor. Tabii söz konusu iyimserlik bu tür yemleri kullananlar için geçerli. Karasal faaliyetlerin aksine organik balıkları çiftliklerde yetiştirmek mümkün.
Deniz balıklarının çoğunda bilindiği üzere ağır metal riski var. Bugün Avrupa’nın tüm atıklarının neredeyse yarısı nehirler yoluyla Karadeniz’e boşalıyor. Marmara ise neredeyse bitmiş durumda. 60 çeşit su ürünü ve balıktan geriye kalanların sayısı üçü beşi geçmiyor. Deniz balıklarında kurşun, kadmiyum, cıva gibi ağır metallere rastlanması güncel vakalar haline geldi. Aynı durum akarsularımız için de söz konusu.
Bir balık çiftliğinde yem kompozisyonu organik kaynaklardan seçilir, balık kafeslerinde daha az balık bulundurulursa yetiştirilen balıklar da organik oluyor. Gözetim kuruluşlarının bu konuda belli standartları var.
Önerimiz organik kafeslerde organik yemle beslenmiş organik balıklar yetiştirmek. Aynı yöntem organik alabalık yetiştiriciliği için de geçerli. Sakarya, Kızılırmak, Asi Nehri gibi irili ufaklı her akarsuyumuzda devamlı toplu balık ölümleri görülüyor. Çare temiz kalmış kaynaklara yönelmek! ihracatta ve iç tüketimde alabalık önemli bir protein kaynağı haline geldi. Temiz sularda yetiştirilen alabalık ve diğer balıkların organik sertifikası kapsamına alınması da önerilerimiz arasında. Yapılan analizler ihracatın önünü daha da açabilir. Balık solungacı üzerine zımbalanan organik etiketi dünya ticaretinde bunun ispatı sayılıyor. Ürün ambalajlarının üzerindeki “ağır metal, toksik madde içermediğini garanti eden” ifadeler bilinçlenmeyi daha da arttırabilir. Bu konuda markalaşan organik çiftlik balıklarının daha çok tercih edileceğine şüphe yok.
Nur Demirok / Para Dergisi